Clubhouse’ın Bana Düşündürttükleri…

(Yazarı sesli dinlemek için tıklayın.)

Geçen yazımda “Clubhouse’da Buluşalım!” diyerek uygulamanın nasıl çalıştığına ve artı-eksilerine dair görüşlerimi paylaşmıştım. Yeni bir kullanıcı olarak nasıl bir deneyim olduğunu pek yansıtma şansım olmamıştı. Son iki haftada çokça deneyimleme fırsatı edindim, uygulamanın nasıl işlediğini keşfettim. En önemlisi, dikkat ve farkındalıkla kullanmanın gerekliliğini anladım! Yani, kendime fayda sağlayacak kısımları alırken vaktimi de iyi yönetmenin inceliklerini anladım. İtiraf ediyorum, öz-denetim gerektiren, ufku dibi olmayan bir okyanus gibi…

 

Ufkunu da dibini de kişinin kendinin belirleyeceği bir olgu. Yoksa kolaylıkla kapılır gider insan. Neden mi? Düşünün ki, günün 24 saati aktif sohbet odacıkları var; her tür konu ve ilgi alana göre tartışmalar dönüyor… Dünyanın her köşesinden insanlar çalışmalarını, deneyimlerini, hikayelerini paylaşıyor… Hepsini de avucunuzun içinde tuttuğunuz “akıllı” iPhone ile (sadece iOs ile çalışıyor maalesef) adeta dünyaya açılıyorsunuz. Televizyonun ilk çıktığı “akıllı kutu” dedikleri o ekrandan dünyaya açılmayı ve etkisini anımsatıyor Clubhouse.

 

Clubhouse’da neler mi deneyimledim? İlk aşamada telefonumda kayıtlı birkaç kişiyi takibe başladım. İlgi alanıma göre, takip ettikleri veya onları takip eden birkaç kişiyi takip etmeye başladım. Bunlar Türkiye’den Amerika’ya, İspanya’ya İsrail’e kadar uzanan işletme, yönetim ve organizasyon, psikoloji, pozitif psikoloji, eğitim yönetimi, kariyer, işyerinde mutluluk, liderlik, Mindfulness, vs. alanlarında uzman. Ardından aktif odalarla ilgili bildiriler gelmeye başladı. Böylece müdavim ettiğim birkaç oda oluştu.

 

Bunlardan birincisi “Harvard Business Review Türkiye Talks.” 3-5 günde bir ayrı bir temayı merkeze aldıkları ve alanın piri dediğimiz uzmanların iş yerindeki gerçekleri teoriden pratiğe enine boyuna tartıştıkları bir oda. Toplam dinleyici kitle sayısına hiç bakmadım, ama binleri buluyordur. Ben, adeta açık öğretim dersindeymiş gibi, defter-kalem elimde, “huşu” içinde dinliyor, not alıyor, kendimi bilgi kaynağıyla beslenmeye bırakıyorum. Asıl güzeli, edindiğim taze ve canlı bilgiyi tez zamanda gidip öğrencilerimle paylaşıyorum, onların da ufuklarını açmaya koyuluyorum. Ağırlıklı İş Yerinde Merak; Cesaret, Tükenmişlik; Mizah gibi konulara rast geldim. Bu akşam (Pazar) Yapay Zeka-Fırsatlar ve Tehditler konusuna denk geldim.

 

Diğer takip ettiğim odalar genelde takip ettiğim kişilerin katıldığı veya moderatörlüğünü yaptığı odalar. Konu başlığına göre giriyor, konu ve derinlik beni besliyorsa dinlemeye devam ediyorum; aynı kişilerin aynı lafları tekrar tekrar döndürdüğü hissine kapıldığımda çıkıp başka odaları kolaçan ediyorum. Zaman içinde eş zamanlı yürüyen odalardan birini seçip diğerlerinden vazgeçmeyi öğrendim. Bu arada, platform süper güzel tasarlanmış; anlık bildiriler vasıtasıyla takip ettiğiniz kişinin bir odada aktif olduğu veya ileri tarih ve saate programlı odanın haberi geliyor. Ajandanıza da ekleyebiliyorsunuz.

 

Bu durumun en talihsiz tarafı, kişiyi aynı anda birkaç odada olma isteğinden doğan doyumsuzluk duygusu. Dinlediğiniz sohbet kaydedilmediği ve yeniden dinleme şansınız olmadığı için, kaçırdıysanız gidiyor. Birkaç defa başıma geldi. Leadership Reinvented odasında Israil’li Startupçı konusunu dinlemeye niyetlenmiştim ki, eve misafirin gelmesiyle hevesim kursağımda kaldı. Tabii ki de olayı kaçırdım! Üniversitede ders verdiğim saatlerde, işime odaklanıp işimi yapmam gerektiğinde veya uyuduğumda sürüyle ilginç odalar kaçırdım!

 

Aklım kaldı mı? Tabii ki kaldı! Kaçırma duygusunu (feeling of missing out) dibine kadar hissettim! Diğer yandan, odayı kaçırmamak uğruna işimi yapmayı erteleme eğilimine kaydığımın da farkına vardım. “Olsun, sonra yaparım” diyerek, zaman ve dikkatimi işime değil de Clubhouse’a verdikçe zamanın kaçtığını ve işlerin biriktiğini de fark ettim.  İşte o zaman anladım ki, kişiyi erteleme (procrastination) davranışına itebilecek büyük bir tuzak! Diğer yandan Clubhouse bilgi kaynağı bakımından büyük nimet. O yüzden bilinçle, dikkat ve farkındalıkla takip edilmeli.

 

Clubhouse bende iki ana fikir uyandırdı. Birincisi, artık her şey erişilebilir; yeter ki iste, yeter ki merak et! İkincisiyse eğitim, öğretim ve öğrenme yöntemlerinde ezberler bozuluyor!  Her şey erişilebilir, çünkü teknolojik gelişimlerin küreselleşmeye katkısıyla, bugün sosyal medya platformları bilginin yayılmasını, paylaşılmasını ve eşit imkanlarla erişimini sağlıyor. Diğer platformlardan farklı olarak Clubhouse bana, ülkeler ve insanlar arası sınırların, mesafelerin ve zamana-mekâna bağlı engellerin iyice ortadan kalkmakta olduğu anlayışını getiriyor. Pandeminin de etkisiyle, sosyal mesafeye rağmen insanların daha derin, kapsayıcı ve içine almaya hazır tutum içinde olduğu inancını doğruluyor. Yani, Thomas Friedman’ın (2005) “Dünya Düzdür” kitabında küreselleşmeye atıfta bulunduğu gibi, dünya giderek daha da düzleşiyor. Neden mi? Kişileri takip etme, sohbet odacıklarına girme veya ilgi duyduğunuz konuların konuşulduğu platformlarda işin uzmanları veya deneyim sahibi olanları dinleme konusunda hiçbir sınırla karşılaşmıyorsunuz. Tümü size ve tercihlerinize bağlı!

 

Ezberler bozuluyor, çünkü düzen çok hızlı değişiyor. Direk Clubhouse’a bağlamak haksızlık olur; öncüsü teknolojik gelişmeler ve pandemi! Teknoloji bilgiye erişim kolaylığı getirirken (araştırmaya göre çoğu gencin bilgiyi YouTube’dan edindiği ve öğrendiği yönünde), pandemi uzaktan öğretim yöntemini yaygınlaştırdı. Mart-Haziran 2020 arası her okullu gencin ekrana bağlanmasıyla ve mekânsal şartın “zorunlu” olarak ortadan kalkmasıyla, okulların işlevi ve görevi de tartışmaya açık hale geldi. Bu durum, adı üstünde, “eğitim ve öğretim” kurumların aylardır öğretimi uzaktan yürütmesiyle, “eğitim ayağını nasıl yürütecek?” sorusunu doğuruyor; haliyle de öğrenme ve öğretme yöntemlerini sorgulamaya itiyor.

 

Peki Clubhouse bu tablonun içinde nasıl yer alıyor? Şimdilik, kullanıcıların birçoğu için birinci ağızdan bilgiye erişme, merakını giderme ve (T-insan modelindeki gibi) dikey veya yatay öğrenmeyi sağlayan bir kaynak. Kısa sürede “informal” yapısıyla yaygın (informal) öğrenme yöntemlerine destek görevi görebilecek. Dahası, örgün (formal) eğitim çerçevesinde YouTube kadar çekici ve etkin bir bilgi kaynağı aracı olacağı kanısındayım. Neden mi? Lise/Üniversite öğrencileri tartışma odalarına girecek, tartışma odaları açacak ve konularında uzman ve deneyim sahibi kişileri davet ederek çalışmalarına “crowdsourcing” (kitle kaynak kullanımı) yoluyla bilgi toplayacaklar. İşte ezberler bozuluyor…

21 Şubat 2021

Barcelona’dan Shirli

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir